Çene ve Yüz Protezleri Nedir?

Çene ve yüz defektleri; doğumsal olarak ya da travma, kanser gibi sonradan gelişen nedenlerle çene ve/veya yüz bölgesinde oluşan eksikliklerdir. Bu defektler; üst çene defektleri (maksiller defektler), alt çene defektleri (mandibular defektler) ve yüz defektleri (fasiyal defektler) başlıkları altında sınıflandırılırlar. Yüz defektleri; göz, burun, kulak ve yanak gibi bölgelerde görülen yüze ait eksiklikleri tanımlar. Bu eksiklikler tek başına veya birden fazla olarak gözlenebilir.

Ağız içi eksiklikler yutkunma, yemek yeme ve konuşma gibi fonksiyonel bozukluklara; yüz bölgesindeki eksiklikler ise, yüz ifadesinin kaybına bağlı psikolojik depresyon, özgüven kaybı ve sosyal izolasyona neden olarak düşük bir yaşam kalitesine yol açarlar. Çene ve/veya yüz bölgesinde bir eksikliği olan hastanın tedavisinde hastanın kendisi ve ailesi, onkolog, cerrah, radyoterapist ve çene yüz protezi uzmanının oluşturduğu bir multidisipliner yaklaşıma ihtiyaç vardır. Çene ve yüz defektlerinin tedavisinde tedavi yaklaşımı, hem cerrahi hem de protetik olarak gerçekleştirilebilir.  Her iki yaklaşımın da birbirlerine göre çeşitli avantaj ve dezavantajları vardır. Geniş yüz defektlerinin  cerrahi rekonstrüksiyonu ve protetik restorasyonu arasındaki seçim zor ve karmaşık bir karardır ve defektin şekil,  büyüklük ve etiyolojisi ile beraber hastanın tercihlerine de dayanır.  Küçük yüz defektlerinde cerrahi rekonstrüksiyon tercih edilir. Çoğu hasta defektlerinin bir protezden ziyade kendi dokularıyla kapatılmasını tercih eder.

Protetik bir restorasyonun cerrahi bir rekonstrüksiyona göre avantajları şunlardır:

  1. Geniş bir alanda rezeksiyon yapılacaksa ve tümörün tekrar etmesi ihtimali varsa cerrahi bölgeyi yakından izlemek avantajlıdır. Protez uygulaması bu gözleme izin verirken; cerrahi rekonstrüksiyon yapılmış vakada bu durum söz konusu değildir.
  2. Büyük defeklerin cerrahi restorasyonu teknik olarak zordur ve birden fazla uygulamayla hastanede kalmayı gerektiren süreçleri içerir. Bu tür defektlerle karşılaşan hastalar cerrahi rekonstrüksiyon için bu uzun prosedürü tolere etmekte isteksiz veya yetersiz olabilirler.
  3. Yüz bölgesinde meydana gelen tümörler çoğunlukla radyoterapi ile kombine olarak tedavi edilirler. Radyoterapiye bağlı azalmış vaskülerlik, artmış fibröz doku ve defekti çevreleyen dokuların skarlaşması cerrahi rekonstrüksiyona bağlı komplikasyonların artmasına neden olur.
  4. Çoğunlukla cerrahi rezeksiyonu takiben özellikle geniş defektlerde cerrahi bir rekonstrüksiyona kadar en azından bir yıl kadar beklemek tercih edilebilir. Bu nedenle, bu süre içerisinde bir geçici protez uygulaması uygun olacaktır.
  5. Cerrahi olarak şekillendirilmesi çok güç olduğu için özellikle kulak rekonstrüksiyonlarında; kulak protezleri çok daha ideal, kozmetik ve kabul edilebilir sonuçlar vermektedir.
  6. Son zamanlarda kemik içi implantların yüz defektlerinde kullanımıyla hastaların yüz protezleri hakkındaki görüşleri değişmiş ve tercih edilen alternatifler olmaya başlamıştır.

Hastanın çene ve/veya yüz bölgesindeki eksikliğini tamamlamayı amaçlayan bir protezi kabullenebilmesi ve dolayısıyla bu protezi kullanabilmesi ancak gerçekçi hasta beklentilerine bağlıdır. Çoğu çalışmaya göre burun protezleri en yüksek seviyede kabullenilirlik sağlarken; göz bölgesi ve birden fazla bölgeyi içeren protezler kabul açısından en zayıf olanlarıdır. Kulak protezlerinin kabullenilebilirliği ise, bu ikisinin arasındadır. Çene ve yüz protezlerinin amacı; estetik görünümü düzeltmek, fiziki farklılığın sosyal hayatta yarattığı psikolojik baskıyı hafifletmek, defektin yol açtığı konuşma, çiğneme ve yutkunma gibi problemleri azaltmak veya ortadan kaldırmaktır.

Bu yazı; Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyeleri tarafından, yalnızca benzer sorunu olan hastaları bilgilendirmek amacıyla yazılmıştır. Sorununuzun saptanması ve tedavisi için diş hekiminize başvurunuz.